E-KAFKASYA
19 Mayıs 2012, 17:42 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: (¯`·._.· "E-KAFKASYA FORUM" Fesapş - Bziyla Şağaygua - Hoşgeldiniz ·._.·´¯)

 
   Forum Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Maksim Gunjia ve Soner Gogua ile bilgilendirme toplantısından...  (Okunma Sayısı 736 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gunepss
Site Yöneticisi
Çiğ Damlası
*

Puan: 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 324



« : 06 Haziran 2009, 18:26 »
Konuyu bölYukarı git

  Abhazya Dışişleri Bakan Yardımcısı Maksim Gunjia ve Abhazya Milletvekili Soner Gogua’nın,  26 Mayıs 2009 tarihinde, Ankara Kafkas Derneği salonunda yaptıkları bilgilendirme konferansından önemli bulduğumuz bölümleri düzenleyerek, aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

Leyla Kandemir / Kaffed

Konferansa başlamadan önce oturumu yöneten Ankara Kafkas Derneği Başkanı Vacit Kadıoğlu bir konuşma yaptı. Kadıoğlu, “Abhazya Dışişleri Bakan yardımcısı Maksim Gunjia ve Abhazya Milletvekili Soner Gogua, Cenevre’de, uluslararası yapılan toplantı dönüşünde bizleri ziyaret ettiler. Kendilerine hoş geldiniz diyorum. Bugün misafirlerimiz yoğun görüşmeler de bulundular. Bunlardan bir tanesi TEPAV’da yapılan konferanstı. Bu kapalı konferansa, 19 ülkenin büyükelçiliklerinden 21 diplomat katıldı ve Abhazya konusu tartışıldı. Misafirlerimiz, Kaffed yöneticileri ile birlikte parlamentoya değişik ziyaretlerde bulundular. Yakın bir zamanda TBMM’ye, Abhazya’ya ulaşım ambargosunun kaldırılması ile ilgili soru önergesi veren, CHP  Milletvekili Atilla Kart ziyaret edildi. Daha sonra, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve daha önce TBMM’ye soru önergesi veren Onur Öymen’le görüşme yapıldı. Bu yoğun tempo içerisinde, Kafkas diasporasında yaşayan hemşerileri ile bir arada olup, son gelişmeleri paylaşmak üzere bizlere zaman ayırdılar, kendilerine teşekkür ediyoruz.

Maksim Gunjia:

Cenevre’de düzenlenen uluslararası görüşmelerden sonra Türkiye’ye geldik. Cenevre’de Gürcistan ve Abhazya konusunda sorunların çözümü ile ilgili toplantılar yapılıyor. Bu görüşmeler zorlu geçecekti. Çünkü Birleşmiş Milletler raporlarında yer alan metinlerde, eskiden olduğu gibi Abhazya, sanki Gürcistan’ın bir parçasıymış gibi yer alıyordu. Biz buna itiraz ettik. Metindeki bu bölüm değiştirilmediği müddetçe, toplantılara katılmayacağımızı bildirdik. Çünkü BM üyesi iki ülke, Abhazya’nın bağımsızlığını tanımıştı, bu nedenle BM’de artık kendi metinlerinde Abhazya ve Gürcistan’ı eşit statüde görmeliydi. Metnin düzeltilmesi talebi ile toplantıları terk etmemiz etkisini gösterdi ve metindeki bu bölüm isteğimiz doğrultuda değiştirildi. Metnin bu şekilde değiştirilmesi, BM’in Abhazya’nın bağımsızlığını tanıması anlamına gelmiyor. Ancak Gürcistan’ın bir parçası olmadığını kabul etmesi anlamına geliyor. BM’in bu tavrının, tafrasız bir arabuluculuk olduğunu düşünüyoruz ve bu nedenle, 15 Haziran’da süresi bitecek olan BM gözlemcilerinin süresinin uzatılmasına olumlu bakıyoruz. Abhazya’nın bağımsızlığının tanınması çok uzun bir süreç alacaktır, bunu biliyoruz. Fakat bu süreçte, AB ülkelerinin tutumu olumsuzdur. AB üye ülkeleri, Abhazya’nın bağımsızlığını tanımamakla kalmıyorlar, aynı zamanda tanımak isteyen başka ülkeleri de engellemeye çalışıyorlar. Bağımsızlığı tanımak isteyen ülkelerden biri de Belarus. AB ülkeleri, Belarus Abhazya’yı tanımak isterse, Belarus’a karşı belirli tedbirler alınacağını ifade ettiler ve Abhazya’nın bağımsızlığının tanınmasını engellemeye çalıştılar. Biraz öncede ifade ettiğim gibi Abhazya’nın dış politikada konumu bu şekildedir. BM misyonunu, 15 Haziran’dan sonra da devam ettirecek, fakat biz BM misyonunun da isminin değiştirilmesini istiyoruz. Misyonun ismi, BM’lerin Gürcistan’daki misyonu şeklindedir ve bu ismin de değişeceği konusunda sinyaller alıyoruz. BM’in misyonunda Abhazya ile Gürcistan aynı coğrafyada anılmayacak. Cenevre görüşmeleri devam edecek. Aynı zamanda Rusya ile askeri anlaşmalar imzalandı. Bu anlaşma, Abhazya’daki güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacaktır. 

Soner Gogua:

8 Ağustos olaylarını Ağustos öncesi ve sonrası olarak yorumluyorum. 8 Ağustos 2008’den sonra çok şey değişti. Artık tek kutuplu dünyada Rusya’nın da kendisini süper güç olarak ilan ettiğini görüyoruz. SSCB’nin dağılması ile Amerika ve Avrupa o bölgeler de yoğun çalışmalar yaptılar. Bu çalışmalardan sonra Rusya’nın, özellikle kendisinin hassas olduğu bölgeleri elinden bırakmayacağını, dış ve iç politikalarında, kendini toparlamış bir devlet olarak kendi çıkarlarını koruyacağını gösterdiğini görüyoruz. Burada Amerika ve Avrupa’daki demokrasi örneklerinin, Kafkasya ve eski Sovyet ülkelerine kopyalanmaya çalışılmasının da başarısız olduğunu görüyoruz. Amerika ve Avrupa’nın Kafkasya’da uygulamaya çalıştıkları politik açılım, dağılan Sovyetlerin bölge ülkelerindeki demokrasi başlığı altındadır. Gürcistan yönetimine Saakaşvili iktidarının gelmesi ile yeni bir demokratik açılım gerçekleştirilmeye çalışıldı, ama demokratikleşmenin ilerlemediğini ve ilerleme aşamasında ne tür sıkıntılarla karşılaşıldığını hepimiz gördük. Ağustos ayından sonra bölgede, yeni sınırlar ve yeni politikalar izlenmekte. Bunu ne Avrupa, ne Amerika ne de Türkiye gözden kaçıramaz. Çünkü Ağustos ayından sonra bağımsızlıkları tanınan Abhazya ve G.Osetya’nın, Konfederasyon şeklinde Gürcistan’a bağlanması mümkün değildir. Gürcistan üzerinden uygulanmaya çalışılan demokratikleşme politikalarının ne kadar başarısız olduğu, Ağustos ayında yaşanan acı tecrübelerle hem dünyaya, hem de bizlere gösterilmiştir. Biz, Abhazya Dışişleri Bakanlığı olarak, Gürcistan’a yapılan tek taraflı askeri desteğin, ileride ne kadar büyük sıkıntılara yol açacağını, Türkiye dışişleri başta olmak üzere, tüm AB heyetlerine sürekli söyledik. Ve maalesef ki bu acı bir şekilde görüldü. Gürcistan’a verilen destek askeri anlamda değil, demokratikleşme anlamında olmalıydı. Çünkü son dönemleri analiz ettiğimizde, Gürcistan’ın iktidar seçimlerinin demokrasi yoluyla değil, askeri darbelerle gerçekleştiğini görüyoruz. Aynı zamanda Gürcistan’daki muhalefet liderlerinin şüpheli ölümleri, bazılarının hapse atılmış olmaları kafalarda soru işaretleri bırakırken, Gürcistan hükümetinin, kendi halkına olmayacak şekilde müdahale etmesinin, bu bölgedeki sorunların çok üst düzeyde olduğunu bize göstermektedir. Bu açıdan, Gürcistan’a yapılan askeri yardımlar, Gürcistan- Abhazya, Osetya- Gürcistan problemlerinin tek taraflı olarak Gürcistan üzerinden izlenen politikalarla çözümlenemeyeceğini de hep birlikte görmüş olduk. Eğer ki bölgede çıkarları olan Rusya Federasyonu, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa ülkeleri gerçekten istikrar ve barış istiyorlarsa, bölgede problemli olan her ülke ile görüşmeleri, tüm taraflarla diyalog halinde olmaları gerekmektedir. Maalesef ki bu ülkeleri bugüne kadar barış ve istikrarı sağlamak konusunda değil, sürekli Gürcistan üzerinden yapılan taraflı politikalarla görebiliyoruz. Eğer Abhazya ve Gürcistan arasındaki problemler çözülecek ise, Abhaz hükümetinin ve halkının da problemleri dinlenmeli, bu problemlere çözüm getirilmelidir. Aksi takdirde bölgede barışın ve istikrarın sağlanması mümkün olmayacaktır.

8 Ağustos olaylarından sonra Kafkasya’da değişen diğer bir durum ise, Rusya- Abhazya ilişkileridir. Bu iki ülke arasındaki ilişkiler oldukça ileri düzeye ulaşmıştır. Geriye dönüş sürecinde Rusya Federasyonu’nun en tedirgin ülke olacağını düşünürken, Abhazya’ya uygulanan ambargoyu tek taraflı olarak kaldıran ilk ülkenin RF olduğunu gördük. Bu sayede insanlarımız, çift giriş çıkışlı vizelerle resmi olarak anavatanlarına gelme imkanına sahip olmuşlardır. RF’nin, 8 Ağustos’ta yaşanan olaylar esnasında, askeri anlamda yaptığı hareketle, Abhazya ve G.Osetya’nın güvenliğinin sağlanmasında çok büyük bir sorumluluk üstlendiğini görüyoruz.

Abhaz halkının, bağımsızlığın kazanımı ile görmek istediği iki önemli maddeden birincisi, güvenliğinin sağlanması ikinci olarak ta ekonomik, politik anlamda gelişmesidir. Güvenlik sağlanmadığı sürece nüfusu arttırmak, ekonomik olarak gelişmekte mümkün olmayacaktır. Bir ülke düşünün ki, her gün Gürcistan gibi bir ülke tarafından savaş tehditlerine maruz kalarak, ekonomisini ve politikasını geliştirsin, bu mümkün değil. Amerika ve Avrupa ülkelerinin Gürcistan’a yaptığı silah yardımlarını biliyoruz. Bu sebeple bizim öncelikli olarak hızlı bir biçimde güvenlik sorunumuzu çözmemiz gerekmektedir.

Abhazya hükümeti ile RF arasında yapılan “Ortak Sınırları Koruma” anlaşması ile Abhazya’nın güvenliği garanti altına alınmış oldu. Bu anlaşma neticesinde Abhazya’ya yapılacak saldırı, Rusya’ya saldırmak anlamına geliyor. Bu nedenle Abhazya’da yakın bir zamanda savaş tehlikesi görünmüyor. Gürcistan’ın Rusya ile savaşacak güce sahip olmadığını biliyoruz.

Bizler, diasporada yaşayan hemşerilerimizi ve diğer kurumlarımızı, yaşanan gelişmeler hakkında gerektiği zaman bilgilendiremeyebiliyoruz. İnsanlarımız, Rusya ile neden bu kadar sıkı ilişkiler içerisinde olduğumuzu soruyorlar. RF ile iyi ilişkiler içinde olmasa idik, kime güvenip, kiminle ortak hareket edebilirdik?  Türkiye Cumhuriyetine mi, Avrupa’ya mı, Amerika’ya mı güvenmeliydik? Bizim yeterli gücümüz yok. 

Savaş zamanında Rusya’nın çok büyük desteğini gördük. RF ne kadar Abhazya’nın 1 numaralı stratejik ortağı olursa olsun, ilişkilerimiz ne kadar iyi olursa olsun, Abhazya’nın gelişmesi için, diğer ülkelerle de iyi ilişkiler kurmak durumundayız. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti ve diğer Avrupa ülkeleri ile sürekli görüşmeler halindeyiz. Abhazya ile ilgili politikalarımızı onlara anlatmaya çalışıyoruz. Burada Türkiye Cumhuriyeti’nin, denizden komşu ülke olma özelliğinden ve yoğun diasporaya sahip olmasından dolayı, Abhazya için ayrı bir yeri, farklı bir önemi var. RF ve bağımsız devletler topluluğu başta olmak üzere, Arap ülkeleri, Avrupa’nın bütün ülkeleri ile sıkı ilişkiler içerisindeyiz.

15 yılda gelmiş olduğumuz noktaya bakalım, hep beraber ulaştık bu noktaya. Küçücük Abhazya, çok ince denge politikalarını takip ederek atalarımızın hayallerini süsleyen bağımsızlığını kazanmış durumda. BM’nin 15 yıldır Abhazya konusundaki politikalarından taviz vermediğini görüyorduk. Şimdi ise BM tarafından Gürcistan ve Abhazya’nın farklı taraflar olarak kabul edildiğini görüyoruz.

Artık Abhazya’nın ekonomik anlamda kalkınması lazım. Çünkü geriye dönüşün ve nüfus oranının arttırılmasının çözümünün ardında ekonominin yattığını görüyoruz. 15 yıl içerisinde geriye dönen insanlarımıza ne kadar ev sahipliği yapıp, vatandaşlık ve toprak hakkı verebildiysek de ekonomik problemler yüzünden geriye döndüklerini gördük.

Türkiye ile Rusya arasında son dönemlerde ilişkilerin gelişmesi bizler için önemlidir. Eğer bu durumu doğru olarak kullanabilirsek Türkiye, Rusya ve Abhazya arasında ortak ekonomik ve sosyal projelere imza atabileceğimize inanıyorum.

Abhazya’nın, Türkiye’den bağımsızlığını tanımak gibi bir talebi olmadı. Çünkü bunun orta ve kısa vadede reel bir talep olmadığını biliyoruz. Türkiye’nin Kafkasya ve Gürcistan politikasındaki açılımını bildiğimiz için, Türkiye’nin çıkarı olmayan hiçbir teklifte Abhazya hükümeti olarak bulunmadık. Türkiye’den bizim istediğimiz nedir? Bizim istediğimiz ilkönce Türkiye Cumhuriyeti ve Türk halkı ile ikili ilişkileri geliştirmektir. Türkiye’den isteğimiz, Abhazya’ya gemi ve uçak seferlerinin başlatılması, insanların anavatanlarına gitmeleri, akrabalarını görmeleri gibi doğal hakların insanlarımıza verilmesi yönünde idi. Biz, Türkiye’den Karadeniz’de güvenlik istedik. Gürcülerin, son 2 ay içerisinde, Abhazya’ya çalışan 4 Türk gemisine el koyduklarını gördük. Bu gemilerin içinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da bulunuyordu.

 Diasporadan istediğimiz nedir? Diasporadan en önemli isteğimiz Nüfusu arttırmaktır. Şu anda en büyük problemlerimizden biri nüfus yoğunluğudur. Eğer biz bunu sağlayamazsak başka yerlerden, başka kültüre sahip olan insanlar bu boşluğu dolduracaklardır. Burada en başta bizim için önemli olan etken geriye dönüş sürecinin hızlandırılmasıdır. Geriye dönüşlerde bizi sevindiren en önemli olay ise, 8 Ağustos’tan sonra Abhazya’daki güvenliğin sağlanması ile birlikte geriye dönüşlerin hızlandığını görmek oldu. Özellikle genç kesimin geriye dönüşleri bizim için sevindirici bir durumdur.

Soru cevap bölümü:

Sayın Bakanımız Maksim Gunjia bir istikrar programından bahsettiler. Bu kavramdan kazanımlar neler olacaktır.

Maksim Gunjia:

Pek çok farklı kuruluş, değişik nedenlerle Abhazya bölgesine gelmeye çalışıyorlar ve bu uluslararası kuruluşlar, Abhazya’yı Gürcistan’ın bir parçası olarak görüyorlar, bu nedenle tarafsız değiller. BM burada tarafsız olduğu için arabulucu konumundadır. Bu nedenle BM misyonunun bölgede kalması Abhazya açısından daha doğru olacaktır.

Soner Gogua.

Biz süresi biten BM’de diğer uluslararası kuruluşlarında denge politikamız gereği sürelerinin uzatılmasını istiyoruz. Ancak AB ülkelerinin de, Türkiye’nin de şunu çok iyi bilmesi gerekiyor ki; artık biz Gürcistan’ın sorunlu bölgesi Abhazya değiliz. Bunun bu şekilde algılanması, kavranması gerekir. Dışişleri bakanımız bu konudaki tavrını çok net bir şekilde ortaya koymuştur.

Abhazya’nın demiryollarının denetiminin ve kontrolünün Rusya’ya ait olacağına dair söylentiler var.  Abhazya’nın Rusya tarafından korumasına ihtiyacı var mıdır, varsa Rusya, denetim ve kontrollerle kalıcı bir politikamı izleyecek, yoksa Abhazya’nın kalkınma süreci tamamlandıktan sonra bu politikalar belli bir süreç içinde bitecek mi?

Soner Gogua:

Bu tarz yayınlardan bizler de sıklıkla haberdar oluyoruz. Abhazya hükümetinin bu yönde bir kararı yok. Daha önce Abhazya ve Gürcistan arasındaki elektrik santralleri, demir yolları, deniz yolları ile alakalı benzer söylemler gündeme geldi. Sizlerinde bildiği gibi bu yerler Abhazya için stratejik anlamda önemli olan yerlerdir. Bu nedenle stratejik öneme sahip olan yerlerin özelleştirilmesine, Abhazya hükümeti olarak kesinlikle sıcak bakmıyoruz. Abhazya hükümeti tarafından yapılan özelleştirme programları, Sovyetler zamanından kalma yerlerde bizim gücümüzün yetersiz kalmasından dolayı yapılan özelleştirmelerdir ve bunlar tarım, hayvancılık gibi projelerdir. Yoksa çalışan ve gelir getiren şeyler değil. Yapılan tüm anlaşmalar 5 yıllık anlaşmalardır, söylendiği gibi çok uzun süreli değildir. Rusya ile “Ortak Sınır Koruma” anlaşması yapıldı ve süresi 5 yıldır ve sınır korumasında görev alan Rus asker sayısı 5 bin, 10 bin değil, 1.200 civarındadır.

Avrupa Birliği ülkelerinin Abhazya konusundaki tavırlarını anlayabilmiş değiliz. İnsan hakları ve hukuk gibi konularda çok farklı bir duruş sergileyen bu ülkeler, çok haklı bir durumu olan Abhazya’ya neden böyle yaklaşıyorlar? Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Soner Gogua:

Tabi tüm ilişkiler ortak çıkara dayanıyor. Biz aynı yaklaşımı Türkiye’den hatta bir süre öncesine kadar Rusya’dan da gördük. Ama şuanda bu ülkelerin çıkarları artık Abhazya ile birliktedir. RF’nin Abhazya’yı tanıması bunun bir göstergesidir. AB çıkarları nedeni ile Gürcistan’ın toprak bütünlüğünden bahsederken, artık bugün AB’nin ve BM’nin bu söylemi terk ettiğini, küçükte olsa değiştiğini görüyoruz. Aynı şekilde Türkiye politikasında da ufak ufak değişiklikler olduğunu görüyoruz. AB’de Türkiye’nin de bundan sonraki ortak çıkarları Abhazya’nın Abhazya olarak kalmasıdır. Bugün Avrupa’dan gelen heyetlerin söylediği de şudur, kısa sürede Abhazya’nın bağımsızlığının tanınması mümkün değildir ancak, bu demek değildir ki ortak, sosyal, ekonomik, kültürel projeler yapılmasın. Bu ortak projelerin yapılması Abhazya’nın bağımsızlığının tanınması anlamına gelmediği gibi, Türkiye’nin de ulaşım yollarını açması, aynı şekilde Abhazya’nın bağımsızlığını tanıması anlamına gelmiyor. Bundaki en güzel sözü Dışişleri Bakanımız Sergey Şamba söylemiştir. Sayın Şamba, “Kosova’nın bağımsızlığını tanıyan ABD, AB Abhazya’nın bağımsızlığını da hay hayda tanımak zorundadırlar. Çünkü, Abhazya tarihsel ve hukuksal açıdan çok daha avantajlı durumdadır. Buradaki farklılık, Kosova, AB ve ABD’nin müttefikidir. Abhazya’da Rusya’nın müttefikidir. Bundan 3-4 sene önce RF’nin Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyacağını hiçbirimiz düşünemezdik, ama şimdi tanıdı. Ben öyle düşünüyorum ki çok kısa bir dönemde Türkiye’nin, AB’nin ve ABD’nin de Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyacaktır”

Kafkasya’daki Cumhuriyetlerimizin nüfus problemlerini sürekli dile getiriyoruz. Çözüm olarak, göç konusunu öneriyoruz. Fakat göç edenlerin sayısı tatmin edici düzeyde değil. Nüfus probleminin çözümünde doğal yolları da denemek gerekmez mi? Rusya’nın, Almanya’nın ve başka ülkelerin bu konuda ciddi nüfus arttırıcı politikaları var. Benzer politikalar Cumhuriyetlerimizde de uygulanamaz mı?

Soner Gogua:

Biz, Rusya’nın bu politikalarından haberdarız. Rusya’nın teşvik önlemlerini biliyoruz, fakat bu önlemlerin Cumhuriyetlerimizde uygulanabilmesi için gerekli ekonomik imkanlara sahip değiliz. Gelecekte ekonomideki iyileşmeye paralel olarak nüfus artışını teşvik edici politikalar, Cumhuriyetlerimizde hayata geçirilecektir.


http://www.kafkasfederasyonu.org/haber/dernekler/2009/040609_konferans.htm

Kayıtlı
Rafet Dzibe
Rafet DZIBE
Çiğ Damlası
*

Puan: 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 430



« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2009, 21:53 »
Konuyu bölYukarı git

Gunepss,

Tek kelime ile woth'ej diyorum.  idea

Paylaşımın için teşekkür ederim.

Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC | Sitemap XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.092 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.008s, 2q)